Migren Neden Kaynaklanır?
Günümüze kadar yürütülen çalışmalarda migren hastalığının gelişme mekanizması ve nedeni tam olarak aydınlatılamamıştır. Bununla birlikte hastalığın gelişiminde genetik ve çevresel bazı faktörlerin önemli rolünün olduğunu kanıtlanmıştır. Yapılan araştırmalar migren gelişiminde; beyin ve beyin sapına ait dokular arasında ilişki ile birlikte, sinir hücrelerinden salgılanan serotonin gibi maddelerin etkisinin olabileceğini belirtmektedir. Yine sinir hücrelerince üretilen bazı maddelerin beyin damarlarında genişlemeye yol açarak baş ağrısına neden olduğu düşünülmektedir.
Bu doğrultuda, yapılan çalışmalar bazı özelliklere sahip kişilerin toplumda daha sık migren semptomları geliştirdiğini göstermiştir. Risk faktörleri olarak kabul edilen bu özellikler aşağıdaki gibi özetlenebilir:
- Cinsiyet: Kadın cinsiyet erkeklere göre üç kat daha fazla migren gelişme riski meydana getirir. Bu durumda en çok suçlanan durum kadınlarda hakim olan hormon olan östrojen ile hormon düzeylerinde yaşanan sık değişimlerdir.
- Yaş: Migren hastalığı her yaşta kişide ortaya çıkabilse de; özellikle ergenlik dönemi ile 30’lu yaşlarda daha sık görülür. İleri yaşla birlikte migren gelişme ihtimali kademeli olarak azalır.
- Aile öyküsü: Ailesinde migren hastası olan kişilerde migren ortaya çıkma ihtimali topluma göre daha yüksektir.
Bunun yanında, araştırmalar günlük yaşamda hastaların maruz kaldığı bazı koşul ve sağlık sorunlarının, migren gelişim mekanizmalarını tetikleyerek atak gelişimine yol açtığı ortaya konulmuştur. Buna göre aşağıdaki koşul ve rahatsızlıkların söz konusu olduğu durumlarda hastalarda migren atağı meydana gelebilir:
- Hormonal değişimler: Adet döngüsünde adet öncesi dönem (premenstrüel dönem), gebelik veya doğum kontrol hapı kullanımı gibi kandaki hormon seviyelerini değiştiren koşullarda migren atakları tetiklenebilmektedir. Kadınlardaki hakim hormonlar östrojen ve progesteronun kan düzeylerindeki değişim migren ağrılarıyla yakın ilişkilidir.
- Beslenme: Alkol, kafein gibi maddelerin yer aldığı gıdalar ile çok baharatlı, tuzlu yiyeceklerin tüketilmesi migren ağrılarını başlatabilir.
- Uyku kalitesinde bozulma: Düzensiz ve yetersiz uyku sonrası kişilerde migren ağrıları gelişebilir. Yine farklı zaman dilimlerinde seyahat etmeye bağlı gelişen jet lag, migren atağı nedenlerinden biridir.
- Fiziksel etkenler: Yoğun egzersiz, cinsel aktivite gibi vücudu fiziksel strese sokan durumlarda migren ağrıları başlayabilir.
- Stres: Günlük yaşamda yoğun psikolojik strese maruz kalan kişilerde daha sık migren atağı gelişir.
- Yoğun uyarıcı: Şiddetli ışık, yüksek ses, güçlü kokular gibi yoğun duyusal uyarılar sonrası migren atakları tetiklenebilir.
- Hava durumunda değişiklik: Havadaki nem veya basınç değişimleri bazı hastalarda migren ağrısı yapabilir.
- İlaçlar: Bazı tansiyon ilaçları veya hormon içerikli ilaçlar yan etki olarak migren ağrılarını tetikleyebilir.
Migren Belirtileri Nelerdir?
Migren hastalığına ait klinik tablo temelde dört dönemde ele alınabilir. Bu dönemler sırasıyla atak öncesi (prodrom), aura, atak ve atak sonrası dönem (post-prodrom) olarak ifade edilir. Buna göre; migren belirtileri dönemlere göre aşağıdaki gibi özetlenebilir:
- Prodrom belirtileri: Migren atağından birkaç gün öncesinde başlayan ve migren atağının geleceğini uyarıcı nitelikte aşağıdaki belirtiler görülebilir:
- Depresyondan öforiye kadar çeşitli duygu durum değişimleri
- Kabızlık
- İştah artışı
- Susama hissinde artış ve sık idrara çıkma
- Sık esneme
- Prodrom belirtileri: Migren atağından birkaç gün öncesinde başlayan ve migren atağının geleceğini uyarıcı nitelikte aşağıdaki belirtiler görülebilir:
- Aura belirtileri: Migren atağından önce veya atakla birlikte 20 ila 60 dakika kadar süren, kademeli başlayarak atakla birlikte devam eden aşağıdaki belirtiler görülebilir:
- Görme kaybı, çift görme, ışık çakması gibi görme problemleri
- Vücut bölgelerinde çeşitli düzeylerde his kaybı
- Vücut kaslarında çeşitli düzeylerde güç kaybı
- Konuşma bozuklukları
- Denge kaybı veya baş dönmesi
- Aura belirtileri: Migren atağından önce veya atakla birlikte 20 ila 60 dakika kadar süren, kademeli başlayarak atakla birlikte devam eden aşağıdaki belirtiler görülebilir:
- Atak belirtileri: Tipik bir migren atağı 3 ila 72 saat boyunca devam eden, git-gel şeklinde pulsatil karakterde, orta veya şiddetli baş ağrısı olarak hissedilir. Ağrı genellikle tek taraflı, ışık veya yüksek ses gibi uyarıcılarla şiddetlenen, bulantı-kusmanın eşlik ettiği tarzda gelişir.
- Post-prodrom belirtileri: Migren atağı sonrası kişi hafif bilinç bulanıklığı, halsizlik-yorgunluk ve çökkünlük hissedebilir. Ani baş hareketleri, yeniden baş ağrısını tetikleyebilir. Post-prodromal dönem sıklıkla 24 saate kadar devam edebilir.
Migren Tanısı Nasıl konulur?
Migren tipi baş ağrısı; çeşitli nörolojik belirtilere eşlik edebildiği gibi, tek başına klinik tabloda yer alabilir. Baş ağrısı şikayeti çok farklı sağlık sorunlarından ileri gelebildiği ve nörolojik belirtiler başka sinir sistemi hastalıklarına işaret edebildiği için, migren tanısı ancak uzman bir hekim değerlendirmesi sonrası konulabilir.
Hekim hastadan aldığı ayrıntılı hastalık öyküsü ve yaptığı detaylı fizik muayene sonrası, gerekli gördüğü hallerde ek görüntüleme ve laboratuvar tetkiklerine başvurur. Bu tetkikler arasında bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans (MR), elektroensefalografi (EEG) ve bazı kan testleri yer alır. Tüm bu incelemeler ışığında hekim, baş ağrısı ve diğer nörolojik semptomların farklı rahatsızlıklarla açıklanamadığı hallerde, migren tanısını koyarak gerekli tedavi planlamasına başlar.
Moodist Hastanesi’nde Migren Tedavisi Nasıl Yapılır?
Migrende iki tür tedavi yöntemi vardır. Bunlardan ilki atak döneminde ağrı kesici ile tedavi, diğeri de atakları engellemeye yönelik koruyucu tedavi. Migrende ağrı kesici ile tedavi yöntemi, triptan adı verilen ilaçların kullanıldığı genellikle ayda 2-3 defa akut atak şikayeti olan kişiler için yeterli bir yöntemdir. Ağrısı olan kişi ağrı kesici ilaçları uygun dozda ve kontrollü olarak tüketmelidir.
Migrendeki koruyucu tedavi yöntemi ise, baş ağrısı sayısını, ağrı şiddetini ve atak sıklığını azaltmak için kullanılmaktadır. Bu amaçla, birtakım depresyon giderici ilaçlar, bazı tansiyon ilaçları ya da epilepsi hastalığında kullanılan ilaçlardan da yararlanılmaktadır. Tedavi süresi hastadan hastaya değişmek ile birlikte 3-6 ay arasında değişmektedir.
Migrende Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) Tedavisi
Migren hastalarının daha çok TMS tedavisi olarak bildikleri ve migren tedavisinde etkinliği konusunda sık araştırılan bir tedavi yöntemidir. Migrende TMS işlemi başın arka kısmından (oksipital bölgeden) uygulanır. Tekrarlayıcı ya da tek uygulama şeklinde yapılabilir.
Manyetik uyarılarla, beyin korteksinde elektriksel alanları etkileyerek bazı nörotransmitterlerin salınımını da etkilediği düşünülmektedir. Ayrıca uygulandığı bölgede sinir dokusunun polarizasyonu üzerinden de etki edebilmektedir. Kronik migren tedavisinde etkinliği ile ilgili veriler henüz ‘yeterli düzeyde değildir’. Ancak FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından ‘auralı migrenin akut atağının tedavisinde’ kullanımı onaylanmıştır.
Migren Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Migren rahatsızlığı hastaların günlük yaşam kalitesini ciddi anlamda olumsuz etkileyen bir sağlık problemidir. Hastaların günlük iş veya okul performansında ciddi düşüşle birlikte, sosyal hayatları olumsuz etkilediğinden, hastalarda çeşitli psikolojik problemler gelişebilir. Bununla birlikte, migren ağrılarının hastalarda doğrudan bir organik sağlık sorununa yol açmadığı kabul edilir.
Yine de, yapılan klinik çalışmalar ışığında, nadir vakalarda migren ataklarının migren enfarktüsü adı verilen önemli komplikasyonlara neden olabildiği gösterilmiştir. Bu durumda, sinir dokularının kan dolaşımından sorumlu damarların tıkanmasına bağlı, sinir dokusu kaybı yaşanarak, migren atağı ile inme gelişebilir. Bu ise kalıcı nörolojik belirtilerin gelişmesiyle sonuçlanır.
Bazı vakalarda migren atağı 72 saatin üzerinde yaşanabilir. Status migrenozus adı verilen bu durumda, ağrı ve nörolojik belirtiler uzun süreli olarak devam ettiğinden hastalarda kalıcı hasara yol açabilir veya hayatı tehdit edici koşullara neden olabilir.
Nadiren, hemiplejik migren alt türüne sahip hastalarda, atak sırasında komaya yol açabilen durumların yaşanabildığı bildirilmiştir.
Migren ile Başa Çıkmak İçin Ne Yapılabilir?
Migren hastaları çeşitli yaşam tarzı değişiklikleri ile migren atakları esnasında hastalık semptomlarının şiddetini veya migren atağı gelişme sıklığını azaltabilir. Bu bakımdan aşağıdaki tedbirler migren hastalığı ile mücadelede oldukça faydalıdır:
- Uyku düzeni ve hijyeni sağlanarak, kaliteli uyku alışkanlığı kazanılmalıdır.
- Günlük bol sıvı tüketilmesi ve migren atağını tetikleyen besinlerden kaçınılması yararlıdır.
- Düzenli egzersiz yapılmalıdır. Vücutta yoğun fiziksel stres ve yorgunluğa yol açacak yoğun egzersiz programlarından kaçınılmalıdır.
- Kafein, alkol ve sigara gibi atak tetikleyici faktörlerden uzak durulmalıdır.
- Günlük hayatta stresle etkili şekilde mücadele edilmelidir.
- Atak esnasında ses ve ışıktan uzak, karanlık bir odada dinlenmek faydalıdır.
- Atak sırasında alın veya ense bölgesine soğuk uygulama atak şiddetini azaltabilir.
Migreni Olan Yakınıma Nasıl Yardımcı Olabilirim?
Migren hastalığına yönelik kalıcı bir tedavi, mevcut klinik yaklaşımda bulunmamaktadır. Bu nedenle kronik bir rahatsızlık olarak kabul edilmesi gereken migrenle mücadelede, hastanın yakınlarının desteği oldukça önemlidir. Hasta yakınlarının, rahatsızlığın bu kronik doğasını konusunda farkındalıklarını artırması, hastaların atak sıklığı ve şiddetini azaltmaya yönelik tedbirler konusunda teşvikçi davranması oldukça yararlıdır. Yine hastaların migren atakları esnasında, atak şiddetini azaltmaya yönelik tedbirlerde hasta yakınlarının bilinçli ve yardımcı davranması faydalı olacaktır.
Özel Moodist Hastanesi, bünyesindeki tecrübeli uzman hekimleri ile hastalıklara multidisipliner bir yaklaşımla, sadece tedavi değil; aynı zamanda önemli “yaşam tavsiyeleri” vermektedir. Bu doğrultuda, migren rahatsızlığının tanı ve tedavisinde Moodist’e güvenebilirsiniz.




